I.Elizabeth koca bir döneme adını veren ilk İngiliz kraliçedir. Ancak cazibesi ve şatafatıyla bilinen bu dönemde işler her zaman gözüktüğü gibi değildi. 

Elizabeth’in yaptığı her şey, sağlık durumu, hareketleri ve davranışları uluslararası spekülasyona yol açıyordu. “Özel” hayatı halkın ortak tasası haline gelmişti. Zira kraliçenin ta kendisi, İngiltere ile eş ve bir tutulmaktaydı. Bu yüzden devletin istikrarı halkın gözünde kraliçenin refah, iffet ve üretkenliğine bağlıydı.  

1.elizabeth portresi
I.Elizabeth (1533-1603) Armada Portresi

Yaşlı, hiç evlenmemiş ve dolayısıyla varisi olmayan bir kraliçe korku yaratıyordu. Hükümdarlığı süresince, tabi ki Elizabeth’in yaşlanan ve güçsüzleşen doğal bedeni yadsınamaz bir gerçekti. Ancak kraliçenin imajı güçlü ve kusursuz “devlet ana” ile bir bütün olmak zorundaydı. Bu yazımızda ise aslında “gerçek” kraliçenin halkın gözündeki imajından gittikçe nasıl uzaklaştığına ve maskesinin ardındaki gerçek kraliçeye bir bakış atacağız. 

Gerçekleri Saklamak 

Görkemli ve şanlı kraliçe I.Elizabeth, eskimeyen cazibesi, kusursuz beyaz teni ve şatafatlı kıyafetleriyle oldukça beğeni toplardı. Değişmeyen ikonik güzelliğine şiirlerde övgüler yağdırılmış ve bu güzellik sayısız portre ile ölümsüzleştirilmişti. 

1.elizabeth portresi
I.Elizabeth henüz prensesken.
1.elizabeth portresi
1.Elizabeth’in Nicholas Hilliard tarafından çizilen portresi (1573-75)
1.elizabeth portresi
Kraliçenin daha samimi ve gerçekçi bir portresi. (Marcus Gheeraerts, 1595)

Elizabeth’in çağdaşları güzelliğin kadın gücünü arttırdığına inanırlardı. Bu yüzden de kraliçenin ihtişamının, adeta tahtı hak ettiğinin bir kanıtı olarak değerlendirdiler. Fakat hükümdarlığı süresince- neredeyse elli sene kadar- genç ve çekici Elizabeth, doğal olarak yaşlanıyordu. Güzel yüzü, kızıl saçları ve ince fiziğinin yerini kırışıklıklar, kelleşen kafasını sakladığı kızılımsı bir peruk ve çürük dişler almıştı.  

Ölümcül Kozmetik Ürünleri

Geçirdiği çiçek hastalığının yüzünde bıraktığı kalıcı izlere artık çizgi ve kırışıklıklar da eşlik ediyordu. Ancak bunlar dönemin kozmetik ürünleriyle ustalıkla saklanıyordu. Sorun şuydu ki, kullanılan birçok kozmetik ürünü aşındırıcı maddeler içeriyordu. Bu ürünlerin temel maddesi kurşun ve sirkeydi. O zamanın güzellik anlayışına göre cilde beyaz renk veren kurşun, zaman içerisinde cildi mahvediyordu. Bunu saklamak içinse, kraliçenin yardımcıları her geçen gün daha kalın bir tabaka uygulamak zorunda kalıyordu. Kraliçenin diğer bir favori kozmetik ürünü ise dudakları ve yanaklarına parlak kırmızı bir renk veren zinober adında bir maddeydi. Ancak zinober oldukça yüksek miktarda cıva içeriyordu. (O dönem cıva aynı zamanda sifiliz hastalarını tedavi etmek için kullanılırdı ancak oldukça ciddi yan etkilere sahipti ve hatta insanları delirttiği düşünülürdü. En yaygın yan etkileri arasında, hafıza kaybı, depresyon ve sinirlilik görülmekteydi.) Kraliçe aslında dudaklarını her yaladığında cıva zehirlenmesine maruz kaldığının farkında değildi.  

1.elizabeth portresi
“Gençlik Maskesi” söyleminin kaynağı olan I.Elizabeth portesi (1575)

Peruksuz ve makyajı henüz yapılmamış kraliçeyi güvenilir yardımcıları dışında kimse görmemeliydi. Ama 1599’da Essex Kontu Robert Devereux tüm kuralları yıkarak kraliçenin yatak odasına daldı. Elizabeth ise sadece geceliği ile, makyajsız ve peruksuzdu. Essex Kontu, kraliçenin sadece bir tutam beyaz saçı kalan kel kafasını gördü. Bu, kraliçenin bedeninin süslenmemiş gerçekliğiydi. Fakat Kont bu uygunsuz davranışının bedelini ödeyecekti. (1601 yılında vatan hainliğinden idama mahkûm edildi.) 

1.Elizabeth’in yardımcılarının günlük olarak yaratmak zorunda oldukları “gençlik maskesi” aynı zamanda portrelerde de tasvir edildi. Gerçek benzerliği ortaya çıkaran herhangi bir portre yok edilirdi.  

Kraliçe I.Elizabeth ve PR stratejisi 

I.Elizabeth, mücevherleri içinde, işlemeli ve aksesuarlarla donatılmış elbiseleriyle, bir insandan çok adeta yaşayan bir ikon gibi görülüyordu. Fakat kraliçenin dışarıdaki dünyaya yansıtılan bu tiyatral yüzü aslında içindeki gerçek kişiyi maskeliyordu. Bu yüzden, kraliçenin özel hayatı hala birçok açıdan gizemini korumakta – ki muhtemelen Elizabeth de bunu istemişti.  

1.elizabeth portresi
Kraliçenin Tudor gülleriyle süslenmiş taç giyme töreni kaftanı. Elizabeth’in saçlarının salık olması kraliçe taç giyme törenlerinin bir geleneği ve aynı zamanda kraliçenin bekaretinin sembolü.

I.Elizabeth için yaratılan bu maskenin belki de en zor tarafı kraliçenin portrelerinde ortaya çıkmaktaydı. Gerçeklik ve hürmetkâr övgü arasındaki ince çizgi tam olarak neydi?  Bu konu hakkında, o zamanki dışişleri bakanı Sir Robert Cecil şöyle yazmıştı: “Birçok sanatçı kraliçenin portresini yaptı ancak hiçbiri onun görüntüsünü ve cazibesini yeterli şekilde gösteremedi. Bu yüzden Majesteleri, yetenekli bir ressam, diğer ressamların da kopyalayabileceği bir portresini bitirene kadar, herkesin kraliçe portresi yapmayı bırakmasını emrediyor. Bu süre zarfında, Majesteleri, çirkin olan portrelerin de düzeltilene kadar gösterilmesini yasaklıyor.”  

1.elizabeth portresi
İngiliz tarihindeki en önemli başarılardan birini temsil eden bu portre, İspanyol tehdidinin ortadan kaldırılmasından sonra çizilmişti. (George Gower, 1580ler)
Nicholas Hilliard tarafından çizilen portrenin bir kopyası
1.elizabeth portresi
I. Elizabeth’in alegorik bir portresi.

Her ne kadar kraliçenin bu emrinde bir kibir olsa da doğru bir imaj yansıtmak için olan endişesi aynı zamanda siyasi bir propaganda meselesiydi.  

(bkz: Mihrimah Sultan Ve Tekrarlanan Portreleri)

Kraliçe 1603 yılında öldüğünde, İngiltere zengin ticaret ağıyla gittikçe genişleyen ve büyüyen bir ülkeydi. Aslında hükümdarlığının parıltısının kaynağı, fazlaca abartılan imajından ziyade başarısıydı…