Sanat, her medeniyetin başlıca yönlerinden biridir. Yiyecek bulma, barınma, toplumsal hukuk ve dini inanç gibi temel insan ihtiyaçları karşılandıktan sonra, her kültür sanat eserleri üretmeye başlar ve tüm bu gelişmeler aşağı yukarı eş zamanlı olarak ortaya çıkar. Bu süreç Antik Mısır Hanedanlık öncesi dönemde (M.Ö. 6000 – M.Ö. 3150) taş duvarlar üzerine kazınan hayvan, insan ve doğaüstü figürlerin resimleri ile başladı. Daha sonraki gelişmelerle kıyaslandığında bu ilk resimler daha basit kalsa da yine de Mısır’ın kültürel bilincinin önemli bir değerini ifade ediyorlardı, yani dengeyi. 

Antik Mısır Sanatı

Antik Mısır Sanatı “Ancient Egyptian Art” (CC BY 2.0) by hannibal1107

Mısır toplumu ma’at olarak da bilinen bir ahenk konseptini esas alıyordu. Tüm Mısır sanatı mükemmel bir dengeye dayanır çünkü bizlere ideal tanrılar dünyasını yansıtır. Bu tanrıların insanlığa hediyeler sunması gibi, Mısır sanat eserleri de bir işlev sunmak için tasarlanıp yaratılmıştı. Mısır sanatı her zaman öncelikli olarak işlevseldi. Bir heykelin ne kadar güzel yapıldığı fark etmeksizin, esas amacı bir ruha ya da tanrıya ev sunuyor olmaktı. Bir tılsım etkileyici bir şekilde tasarlanmış olabilirdi ancak yapımındaki amaç estetik güzellik değil, korumaydı. Şunu unutmamak gerekir ki, bu sanat eserlerinin büyük bir çoğunluğu “görülmemeleri” amacıyla yapılmamıştı.  

Antik Mısır Sanatında ahenk olarak da bilinen Tanrıça Ma'at
Antik Mısır Sanatında ahenk olarak da bilinen Tanrıça Ma’at
TYalaAGoddess Ma’at or Maat of Ancient Egypt – reconstructedCC BY-SA 4.0

Antik Mısır Sanatının İşlevi 

Heykeller ya da kabartmalar ister ilahi ister kraliyet ya da elit tabaka için olsun, dünya dışı ruhlarla iletişim kurmak için bir kanal sağlardı. Tanrılar için yapılmış heykeller günlük ritüellerin birer parçasıydı ve özel festivaller için tören alanlarına taşınırdı. Böylece insanlar onları “görebilirdi”. Ancak genellikle üstleri birer örtüyle kaplanır, sadece varlıkları hissedilebilirdi.  

Tanrı Osiris formunda betimlenen Kral Sesostris I
Tanrı Osiris formunda betimlenen Kral Sesostris I
Museum Luxor: Sesostris I” (CC BY-NC-SA 2.0) by kairoinfo4u

Günümüzde Mısır Sanatı son derece saygın olup özellikle müzelere birçok insan çekmesine rağmen, Antik Mısırlılar muhtemelen eserlerinin müzelerde sergilenmesini garip bulurlardı. Antik Mısır’da “sanat, sanat içindir” bilinmeyen bir konseptti. Dahası sanatı sadece işlevsel olarak gören bir Mısırlı için bu oldukça akıl almaz olurdu. 

Antik Mısır Sanatı Simetrisi 

Mısırlılar sanatı işlevsel olarak gördü ama bu onların estetik güzellik algısına sahip olmadıklarını anlamına gelmez. Mısırlılar hiyeroglifleri bile estetiği göz önünde bulundurarak yazmıştı. Bir hiyeroglif cümle, tamamen güzellik algısına bağlı olarak, sağdan sola ya da soldan sağa yazılabilirdi. Kısaca özetlemek gerekirse, her sanat eserinin güzel olması gerekirdi. Ancak bir sanat eserini yaparken ki temel güdü işleviydi. Böyle olsa bile, Antik Mısır Sanatı devamlı olarak güzelliğinden dolayı beğeni toplamaktadır. Bunun sebebi ise muhtemelen Mısırlıların simetriye verdiği değerdi.  

Antik Mısır hiyeroglifleri

Antik Mısır hiyeroglifleri “Egyptian hieroglyphs” (CC BY 2.0) by ST33VO

Antik Mısır sanatındaki mükemmel denge kültürel bir değer olan ahengi (ma’at) yansıtır. Ma’at sadece evrensel ve toplumsal bir düzen değil ayrıca yaratışılın da temeliydi. Tanrılar ayrıştırılmamış kaostan bir düzen yaratmışlardı. Birlik ve bütünlük bu kaosun ta kendisiydi, ancak tanrılar, gece ve gündüz, kadın ve erkek, karanlık ve aydınlık getiren bir dualite yarattılar. Bu dualiteyi ise ma’at düzene soktu. 

Bu yüzden Mısırlılar tapınakları, sarayları, evleri ve bahçeleri hatta resimler, tılsımlar ve heykelleri, hepsini denge ve simetriyi göz önüne alarak yaptı.

(bknz: Sanat Tarihinin İnfografik Anlatımı ve Sanatın Evrimi)

Müzelerde Gördüklerimiz 

Müzelerde bolca gördüğümüz Mısır Sanatı, aslında yönetici ve elit tabakanın hikayesi. Mısır’ın tarihi dönemleri boyunca, daha alt tabakadan olan insanlar kendi hikayelerini anlatmak için sanat eserlerini karşılayacak güce sahip değildi. Genellikle müzelerde, sergilerde gördüklerimiz de kraliyet ve elit tabakaya ait ürünler ve bu parçalar aynı zamanda modern estetik ve güzellik anlayışıyla da en çok örtüşen sanat eserleri. Ancak birçok müzenin bodrum katı yüzlerce (belki de binlerce!) alt tabakadan insanların yaptığı eserlerle dolu. Ufak heykeller, tılsımlar ve tabutlar… Bunların hepsi tamamen tanınır halde ama nadiren sergilenirler. Bu parçalar ustalık olarak daha düşük bir kaliteye ve genellikle de garip orantılara sahip. Modern anlayışa göre daha “daha az” sanat olarak görülüyorlar. Ancak bu eserler de elitlerinkiyle birebir aynı işleve sahipti ve aynı amaca hizmet etti.