Bugün herhalde sınırlarını belirleme konusunda en sıkıntı çektiğimiz kavramlardan birisi Avrupa’dır. Hep ezbere söyleriz ama Avrupa dediğimiz şey nedir? Kimler, nasıl bir araya geldi, Avrupa düşüncesi nasıl oluştu, bu meselede tarih ne kadar etkili oldu gibi birçok soru sorarız.

Tam olarak nerede başlayıp bittiğini bilmediğimiz bu kıtanın, kültürünü tanımak aslında günümüz dünyasını anlamının en büyük yapı taşlarından birisidir. Biz ise burada Avrupa olarak adlandırılan düşüncenin geçmişine, sanatın birikimi ile ışık tutmaya çalışacağız. Bu şekilde Avrupa fikrinin aslında bir anda ortaya çıkmadığını ve değişim geçirerek günümüze kadar hemen her alanda anlam ifade ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Gelin sizinle bu düşüncesinin geçmişine bir bakalım.

Avrupa ismi, Europa ve Tanrılar Kralı Zeus

Konuya isim ile başlamakta fayda var. Aslinda Avrupa, bugünkü ismini bir aşk hikayesinden almaktadır. Bu aşk mitoloji de tanrılar kralı Zeus ve Europa arasında geçer.

Zeus Antik Yunan mitolojisinde (Helen Mitolojisi) çapkınlığı ile bilinmektedir. Hikayerde flörtleri için bir çok farklı şekile bürünmüştür. Bu sekillerden bir tanesi de Europa için dönüştüğü boğadır. Fenike (Tyre) Kralı Agenor’un kızı olan Europa’yı (Avrupa) bu kılıkta kaçırmıştır. Avrupa kıtasının serüveniyse bu şekilde başlamıştır.

Europa ve boğa kılığındaki Zeus

Hikâye özetle şöyledir: Kral Agenor’un kızı Europa güzelliği ile birçok bölgeye nam salmıştır. Tanrıların Kralı Zeus ise Europa’nın bu güzelliğinden etkilenmiş ve kendisini çiçek topladığı bir vakit kaçırmak istemiştir. Sonuç olarak Europa yanındaki arkadaşları ile deniz kenarındayken, Zeus boğa kılığında yanına yaklaşarak Europa’yı oradan kaçırmıştır. Europa, boğa kılığındaki Zeus’un sırtında denizleri aşarak, Girit adasına giderler. Orada birlikte olup çocuk sahibi olurlar. Çocukları Minos, Sarpedon, Rhadamanthys isimli üç yarı tanrıdır. Bunlar da oldukça önemli karakterlerdir. Örneğin içlerinden Minos, Girit adasının hükümdarı olarak Minos uygarlığını başlatmıştır.

Avrupa, Astroloji ve Diğer Dinler

Taurus (Boğa takım yıldızı)

Taurus yani Boğa Takımyıldızı ismini buradan almaktadır. Europa isminin uzaydaki macerası sadece takımyıldızı ile sınırlı kalmamıştır. Örneğin ünlü İtalyan astronom ve fizikçi Galileo Galilei, 8 Ocak 1610 yılında Jüpiter’in dört uydusundan en küçüğüne Europa ismini vermiştir. Europa’nın mitolojideki macerası aslında bizlere başka bir anlam kazandırmıştır. Avrupa olarak adlandırılan kıtanın aslında her zaman keşfedilen ve maceranın karşılığı olarak tasvir edilmesidir. Bilinen ile bilinmeyenin buluşma noktası olarak anlatılmaktadır ve her zaman gizemlidir. Her zaman bir misyonu, fikri temsil eden büyük bir ideadır aynı zamanda. Tabii ki bu durum dünyada çok tartışılan Avrupa-merkezci tutumun bir yansımadır.

Başka bir anlatım içerisinde ise karşımıza Nuh Peygamber’in oğlu Yasef ile çıkmaktadır. Büyük tufandan sonra Nuh Peygamber oğlu Yasef’i Avrupa’ya yollamıştır. Kendisine ‘’Verimli olun, çoğalın. Yeryüzünde üreyin, artın.’’ Şeklinde cümlesini söyler. (Yaratılış 9: 7)

Yasef’e aynı zamanda sınırsız bir yayılma alanı elde eden kişidir. ‘’Tanrı Yafet’e bolluk versin’’ şeklinde cümle içerisindeki Yafet sözcüğü genişlik anlamına da gelmektedir. (Yaratılış 9: 27) Avrupa-merkezci bazı kişiler ise Tevrat’ın yaratılış kısmına atıfta bulunarak Avrupa’nın dünyaya yayılmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesini ortaya atarlar. Tabii ki bu düşünce temelde kusurludur.

Mitolojiden Gerçeğe…

Avrupa tarihi içerisindeki imparatorlukları incelediğimiz zaman genel olarak bir bütünsellik amacı ile karşılaşırız yani ‘kıtanın tek hâkimi kim olacak?’düşüncesi… Bugün Avrupa’nın kurucu babası olarak kabul edilen Charlemange ise bu konu için en güzel örneklerden birisidir.

Frank Krallığı’nın M.S. 5. Yüzyılda ortaya çıkıncaya kadar Avrupa’nın tek gerçek imparatorluğu Doğu Roma olarak kabul edilmiştir. Ancak Franklar bu duruma bir alternatif olarak ortaya çıkmış ve aslında bugünkü gördüğümüz birleşik Avrupa’nın ilk tohumlarını atmışlardır. Kısacası günümüzde Fransızların Avrupa kültürünü kökünden etkilemesi ve birleştirici düşüncelerin merkezinde bulunmaları bahsetmiş olduğumuz geçmişte yatmaktadır.

Peki Frankların bu mirası Rönesans Çağına geldiğimiz zaman nasıl bir Avrupa düşüncesi ortaya çıkardı?

15. ve 16. Yüzyıllar aslında yeni bir kültür çerçevesi içerisinde Avrupa’yı hayal etme yüzyılıdır. En çarpıcı Avrupa tasvirleri bu yüzyıl içerisinde yapılmıştır. İçlerinden en çarpıcı olanı Johannes Putsch’ın Avrupa haritasının tasviridir. Kendisi ilk defa Avrupa’yı bir kadın olarak betimleyen kişidir. Ancak onun betimlemiş olduğu Avrupa Katolik bir kadını yansıtmaktadır ve Habsburg imparatorluğunu temsil etmektedir. Bunun sebebi Putsch’ın Kutsal Roma İmparatoru Ferdinand ile yakın ilişkilere sahip olmasıydı.

“Europa regina”

Bu haritalardan en göze çarpanı ise Sebastian Münster’in Kozmografya’sında kabartma şeklinde gösterdiği ‘’Regina Europa’’ yani Kraliçe Avrupa haritasıdır. Haritayı sola yatırdığınız zaman Avrupa ülkelerinin Kraliçe Avrupa içerisindeki yerlerini rahatlıkla görebilirsiniz ancak başta dediğimiz gibi bu harita Habsburg merkezli bir şekilde basılmıştır. O yüzden Kraliçenin başını temsil eden bölge İber Yarımadası’dır.

Görmüş olduğumuz bu haritayı en güzel tanımlayan kişi ise ismi çok az bilinen bir şairidir. Bahsetmiş olduğumuz kişinin adı günümüz Ukrayna’sında doğan Juliusz Słowacki’dir. Kendisinin 1836 yılında ‘’ Beautiful Journey’’ yani Güzel Yolculuk isimli şiirinde Sebastian Münster’in haritasını şiirle buluşturmuştur. Kendisi şu şekilde yazmaktadır:

Avrupa bir Su Perisi ise

Napoli onun mavi parlak gözleri

Ve Varşova Kalbi.

Sivastopol ve Azak,

Petersburg, Mitau, Odesa

Da ayaklarındaki dikenler.

Paris baştır.

Londra kolalı yaka.

Ve Roma… Yensiz gömlek.

19. Yüzyıl İçinde Europa’yı Aramak

19. yüzyıl ise başlı başına bir şekilleniş ve arayış yüzyılıdır. Avrupa Aydınlanmasının sınırları aşıp dünyaya yayıldığı dönemdir. Aydınlanma düşüncesi bu noktada yeni bir Avrupa yaratabilir mi sorusuna cevap aramıştır. Yani ortak bir düşünce içerisinde birleşen bir kıta. Keza Napolyon bunu yapamaya çalışmadı mı?

Düşüncenin en güzel buluşma noktalarından birisi fırça oldu tabii ki. Mitolojideki Europa’’nın Zeus tarafından kaçırılmasına dair birçok tablo mevcuttur. Bunlar içerisinden en çok bilineni Fransız Ressam Jean-François de Troy’un çizmiş olduğu ‘’ Rape of Europa’’ Avrupa’nın kaçırılması tablosudur.

Europa Zeus tarafından kaçırılırken

Bu yüzyıl aynı zamanda Oryantalist akımının da şahlanış dönemidir. Kısacası onca tartışma içerisinde en dikkat çekeni Europa’nın Batı’da değil de Doğu’da yani Anadolu bölgesinde dünyaya gelmesidir. Bu açıdan Europa yani Avrupa düşüncesinin Doğu’dan Batı’ya geçen bir etkileşimin sonucu olduğunun gösterilmesidir. Bu her açıdan sanatta, felsefede, siyasette ortaya atılan Avrupa-merkezci tutumun Kraliçe Avrupa üzerinden reddiyesidir.

Günümüzde Europa

Bugün Avupa Birliği’nin bayrağı olan 12 sarı yıldız sürekli olarak büyük bir tartışma konusudur. Bunun sebebi İncil’e ya da Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda kullanın bayrağın benzeri olmasıdır. Ancak bunların tamamı komplo teorisinden başka bir şey değildir.

12 sonsuzluk teriminin rakamsal karşılığıdır ve günümüz Avrupa Birliği’nin sonsuzluğuna işaret etmektedir. Kısacası Europa’nın sonsuz bir kavram olduğuna atfedilir.

İlk başta dediğimiz gibi Avrupa’nın sınırlarını belirlemek hemen hemen imkânsızdır. Sebebi ise herkes için Avrupa’nın başka bir anlam ifade ediyor olmasıdır. Kimisi için büyük bir proje kimisi için nefretin merkezidir. Belki bir nebze olsun bu kafa karışıklığının temeline sanatla ve felsefe ile yaklaşırsak rahat hareket edebiliriz. Unutmayalım Beethoven’in 9. Senfonisi sadece Avrupa için değil bütün insanlık için yazılmıştır.

Bunun gibi daha fazlası için:

Mitolojik Hikayeler: Zeus ve Çapkınlıkları

Avrupa’daki En Önemli 10 Saray