İnsanoğlu Ay’ın yüzeyine ilk adımını attığından beri neredeyse elli yıl geçti. Ancak Ay hala bizi etkilemeye ve şaşırtmaya devam ediyor. Aslında tarih öncesi çağlarda atalarımızın mağara duvarlarına resimler çizme ihtiyacı duyduğu o ilk andan beri, Ay hayal gücümüzü ve yaratıcı bilincimizi karşı koyulamaz bir şekilde kendine çekmekte.  

Astronot Buzz Aldrin Ay’a ilk ayak bastığında. (C: Wikipedia, public domain)

Eğer bunun bir abartı olduğunu düşünüyorsanız, gelin en eski sanat eseri olduğu düşünülen Fransa’daki Lascaux mağarasında bulunan çizimleri bir düşünelim. Mesela atların ve geyiklerin kireçtaşı üzerine karalanmış ilkel çizimleri.

Lascaux, Fransa'da bulunan ay takvimi.
Lascaux, Fransa’da bulunan ay takvimi.

Zira bu görsel tasvirlerin yanı sıra, bilim insanlarının 17.000 senelik bir ay takvimi olduğunu düşündüğü noktalar halinde tuhaf bir takım yıldızı görülmekte. Ay’ın gelgitlerini kaydeden kozmik bir takvim. Bu önemli paleolitik çizim Ay’ın aslında kültürel tarihimizde ne kadar da önemli olduğunu gösteriyor. 

Ay’ın Cinsiyeti!

Ay yüzyıllar boyunca, dinde, sanatta ve edebiyatta güçlü bir simge olmuştur. Ancak Ay’ın ikonografik tarihine şöyle bir bakış attığımızda, şaşırtıcı bir şekilde şairlerin, filozofların ve hatta din yazarlarının Ay’a ortak bir anlam yüklediklerini görmekteyiz; feminenlik. 

(bkz: Mutlaka Okunması Gereken 7 Temel Feminist Metin)

Peki Ay neden her zaman feminen olarak görülmüştür? Bunun birçok sebebi bulunmakta. Mesela, uzun yıllardır var olan Ay’ın adet döngüsüyle bir ilişkisi olduğu düşüncesi. (Adet döngüsü de Ay’ın bir tam turunu tamamlaması da aynı periyotlarda gerçekleşir). Ayrıca dolunayın yuvarlaklığı hamile bir kadının karnına benzetilmiş ve ay ile kadın doğurganlığı arasında da bir bağlantı olduğu düşünülmüştür. Buna ek olarak, batı kültüründe ve sanatında güzel kadın soluk renkli ve mermerimsi “Ay gibi” bir tene sahip olmakla eş tutulmuştur. Ay’ın ayrıca duyguları ve bilinçaltını temsil ettiği ve etkilediğine de inanılır. Tarih boyunca hisler ve sezgiler toplum tarafından hep dişilik ile bağdaştırılmıştır. 

Ay tanrıçası. Anton Raphael Mengs tarafından 1765 yılında çizilen Diana tablosuAnton Raphael Mengs tarafından 1765 yılında çizilen Diana tablosu
Anton Raphael Mengs tarafından 1765 yılında çizilen Diana tablosu. (C: Wikipedia, public domain)

Yunan ve Roma mitolojilerinde Ay dişiyken, Güneş hep erildir. Selene, Artemis ve Hekate… Azteklerde tanrıça Coyolxauhqui ve Metztli. Aynı zamanda Hristiyanlıkta, Meryem Ana da bazen Ay ile bağdaştırılmıştır. Hristiyan ikonografisinde Meryem Ana karşımıza sık sık bir Ay’ın tepesindeyken (genellikle hilal formunda) çıkar.  

Ay Tanrıçaları 

Selene/Luna

Selene kelimesi yunanca ışık anlamına gelen “selas” kelimesinden türemiştir. Yunan mitolojisinde (Roma’da Luna olarak bilinir) Titan Ay tanrıçasıdır ve Güneş tanrısı Helios’un da kız kardeşidir. Genellikle kafasının üstünde bir Ay (hilal formunda) ile betimlenir. Ancak Ay ile bağdaştırılan çok fazla tanrıça olmasından dolayı Selene sık sık Artemis ve Hekate ile de özdeşleştirilmiştir. Oysa ki Selene Ay’ın ta kendisi ve vücut kazandığı tek tanrıçadır.  

Artemis/Diana

The Sacrifice of Iphigeneia, Francesco Fontebasso (C: Wikipedia, public domain)

Artemis ise Olimposlu bir tanrıça ve ayrıca tanrı Apollon’un ikiz kardeşidir. Apollon da sık sık Güneş tanrısı Helios ile karıştırılmıştır. Artemis Ay dışında vahşi doğa, avcılık ve okçulukla da bilinir (Efes’teki ana tanrıça figürü olan Artemis farklı bir külttür.)

Hekate

ay tanrıçası hekate
Hekate, Maxmilian Pirner (C: Wikipedia, public domain)

Ay, gece, cadılık ve büyü tanrıçası Hekate… Genellikle üçlü form ile ve sık sık elinde bir meşale betimlenir. Bu meşale bizlere onun gece ile olan ilişkini açıkça göstermektedir. Özellikle Hekate’nin tasvirlerini şehir kapılarına, kutsal yerlerin girişlerine ve kapı eşiklerine koyarlardı. Çünkü kötü ruhlara karşı bir koruyucu olduğu düşünülürdü. 

Hekate’nin üçlü form tasviri, M.Ö. 3. yüzyıl (C: Wikipedia, public domain)

Ancak belki de Ay’ın feminenliği en çok Wicca ve Pagan dinlerinde vurgulanmaktadır. Üçlü Ay sembolü bir tanrıça sembolüdür ve bu sembol kadınlığın üç evresini temsil eder; genç kız, anne ve yaşlı kadın. Aynı zamanda dişiliğin tinsel yönünü, sezgileri ve psişik becerileri de sembolize eder.  

Genç kızlık evresi, saflık, gençlik ve cazibeyi temsil eder. Buna ek olarak iyimserlik doludur ve yeni başlangıçları heyecanla beklemektedir.  

Dolunay ile resmedilen Annelik evresi, kendini gerçekleştirme, doğurganlık, erginlik ve stabiliteyi betimlemektedir . 

Yaşlı kadın evresi ise bilgelik, olgunluk, tamamlanmışlık ve istirahat anlamlarına gelir.  

Hepsi birlikte, doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğum döngüsünü sembolize etmektedir. 

Tanrıçalar, kadınlar, hisler, sezgiler, büyü ve gizem… Yüzyıllar boyunca Ay’a çeşitli anlamlar yüklendi. İnsanlık tarih öncesi çağlarda mağara duvarlarına takvimini çizdiği Ay’a yaklaşık 50 sene önce ise ayak basmayı başardı. Peki Ay bizim için neden hala bu kadar gizemli ve büyülü? 

Teleskopun İcadından Sonraki Ay Tasvirleri 

Dünya’dan ortalama 238.900 mil uzaklıkta bulunan Ay ile ilgili çalışmaların modern evreye geçmesi İngiltere’de meydana geldi. 1600 yılı civarında, teleskopun icadından kısa bir zaman önce, Kraliçe 1. Elizabeth için çalışan bilim insanı William Gilbert, Ay’ın benekli yüzeyini çizmişti. Ancak aydınlık bölgelerin su, karanlık bölgelerin ise kara olduğuna inanmıştı. Ama bu çizimin önemli olması aslında Ptomely tarafından geliştirilen sisteme dayalı bir harita olmasındandır. Gilbert’in çizimi, çıplak gözle yapılan ve bilinen en eski Ay haritasıdır ve daha sonraki Ay haritalarına yön vermiştir. Kısa bir süre sonra ise Galileo bir teleskopla Ay’ı gözlemlemiş ve sanatsal yeteneği gözlemlerini oldukça iyi bir şekilde resmetmesine olanak vermişti. Bundan sonra ise çeşitli bilim insanları ve sanatçılar Ay’ın gittikçe daha gerçekçi olan tasvirlerini yapmaya devam ettiler.  

ay tutulması çizimi
Ay tutulması. Astronomicum Caesareum, Peter Apian (C: Metropolitan Creative Commons, public domain)
Ay çizimleri, Galileo Galilei (C: Canadian Royal Astronomical Society of Canada)
Immaculate Conception, Ludovico Cardi (C: Wikipedia, public domain)

Ay’ı Fotoğraflamak!

Birçok gökbilimci gözlemlerine çizimlerle devam etmesine rağmen 19. Yüzyılın ortalarında fotoğraf sanatı hızlıca ön plana çıkmaya başladı ve bu sefer teleskoplar yerine kameralar Ay’a yöneldi. Günümüzde elimizde kalan en eski ay fotoğrafı 1849 yılında Samuel Dwight Humphrey tarafından çekildi (ve Harvard Üniversitesine ait). Ama gerçekten başarılı ilk Ay fotoğrafı 1851 yılında Harvard Üniversitesi Gözlemevinde kaydedildi. 

Ay’ın dagerreyotipi, John Adams Whipple (C: Middlebury College Museum of Art)

Fotoğrafçılığın gelişmesi ile Ay’ın gerçek anlamda birçok başarılı fotoğrafı ortaya çıktı. Ama Ay hala yazarların, şairlerin, ressamların ve gökbilimcilerin hayal dünyalarını süslemeye devam etti. Ay’ı bu kadar büyülü yapan neydi? 

Ayın Karanlık Yüzü 

İnsanlık tarihi boyunca, bütün bilimsel ve teknolojik gelişmelere rağmen, Ay hala bizler için gizemini korumakta. Çünkü insanlar için Ay hala çeşitli anlamlar atfettikleri önemli bir sembol. Sanat ve edebiyatın yanı sıra psikolojide bile Ay’ın etkisinin izlerine rastlamaktayız.  

Le Voyage dans la lune, Georges Méliès, 1902 (C: Wikipedia, public domain)

Dişi olduğuna inanılan, tanrıçalarla, cadılıkla ve bilinçaltıyla özdeşleştirilen Ay’ın aynı zamanda insan davranışları üzerinde de etkisi olduğunu düşünülmüştür. Mesela astrolojiyi ele alalım. Zira gök cisimleri ve insan davranışları arasında bir ilişki olduğu fikri hala zihinleri meşgul etmekte. Ancak özellikle Ay’ın insanların akıl ve ruh sağlığını etkilediğine inanılmış ve bu inanış literatüre “lunatik” kavramını kazandırmıştır. Latince lunaticus (luna: ay) kelimesinden türeyen bu kavram Ay’ın sebep olduğu düşünülen delilik veya epilepsiyi tanımlamak için kullanılmıştır.  

Belki de yeryüzünde gelgitlere sebep olan Ay’ın insanlarda da ruhsal gelgitlere sebep olduğunu düşünülmüştür, kim bilir.