İngilizlerin en eski destanı olarak bilinen Beowulf yedinci ve onuncu yüzyıllar arasında yazılmıştır. Her ne kadar bir İngiliz destanı olsa da anlattığı olaylar İskandinavya’da geçmektedir. Özellikle bizim coğrafyamızda birçok insan Yunan mitlerine ve kahramanlık hikayelerine aşinadır. Hatta kahraman dendiğinde akıllara hemen Akhileus veya Hektor gelebilir. Her ne kadar Beowulf ismi bu kadar popüler olmasa da aslında popüler kültürü bir hayli etkilemiştir.

Peki bugün bir başyapıt olarak kabul edilen ve hala bir ilham kaynağı olmaya devam eden bu destanı bu kadar önemli yapan nedir? Gelin hep birlikte bu meşhur destana bir göz atalım. 

Beowulf Grendel’e Karşı

Destanda Büyük Kral Shield Sheafson’ın torunu, Danimarka Kralı Hrothgar başarı ve refah dolu bir hanedanlık sürmektedir. Bu başarısını kutlamak için askerlerinin toplanabileceği bir salon yaptırmak ister ve buraya Heorot adını verir. Burada herkese hediyeler dağıtılır, şarkılar söylenir ve ozanların anlattığı hikayeler dinlenir. Ancak Heorot’tan gelen şölen sesleri birini oldukça rahatsız etmektedir. Bu, bataklıklarda yaşayan Grendel isimli gaddar bir canavardır. Grendel bir gece yarısı bu heybetli binaya doğru yola çıkar. O günden itibaren her gün Danlara dehşet saçmaya başlar. Danlar yıllarca korku içinde yaşarlar. Ancak bir gün Beowulf adındaki genç bir cengâver olanları duyar ve Kral’a yardım etmek ister. Bu zorlu görev karşısında heyecanlanan Beowulf, Grendel’i alt etmek üzere bir grup adamla birlikte Danimarka’ya doğru yola çıkar. 

Beowulf destanında adı geçen yerleri gösteren bir harita

Bir zamanlar Beowulf’un babası Ecgtheow’a büyük bir iyilik yapmış olan Kral da bu teklifi kabul eder ve bir şölen düzenler. Unferth adında bir Dan, Beowulf’u kıskandığı için şölen boyunca ona suçlamalarda bulunarak itibarını zedelemeye çalışır. Ancak Beowulf eski başarılarıyla böbürlenerek ona karşılık verir ve özgüveni Danları neşelendirir. Fakat o gece bir anda Grendel çıkagelir ve Beowulf silahsız bir şekilde karşına çıkar. Çünkü bilir ki Grendel’e fani ellerden çıkan silahlar işlemez. Parmaklarını dişli gibi yaratığın kollarına geçirir, Grendel debelenmeye başlar. Beowulf bastırdıkça bastırır ve Grendel’in kolunu koparır. Beowulf galip gelir ve Grendel ağır yaralı bir şekilde bataklığına geri döner. Zafer nişanesi olarak canavarın kolu görkemli salona asılır.  

“Hiçbir yerde” dediler, “iki deniz arasında, 

Kuzey’de ve Güney’de, yüksek gökler altında, 

yani dünyada yoktur ondan daha layığı, 

kalkan taşımaya ya da kraliyet tacına.” 

Grendel’in Annesi

Zevkten dört köşe olmuş Hrothgar, Beowulf’a hediyeler yağdırır ve kahramanın onuruna bir şölen daha düzenlenir. Herkes kutlama bitince uykuya dalar. Ancak kimse yaklaşan tehlikenin farkında değildir. Grendel’in annesi intikam ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Salona dalar ve saldırmaya başlar. Hrothgar’ın en güvendiği danışmanını öldürür. Grendel’in ganimet yapılan kanlı elini de alır götürür. O sırada Beowulf kendine tahsis edilmiş özel bir dairededir. Hrothgar aceleyle Beowulf’u salona çağırtır. Hemen öç almak için Grendel ve annesinin yaşadığı kasvetli bataklığa doğru yol alırlar.  

“Bilge efendim, dertlenmeyin. Biliyorsunuz, 

yas tutmaktan yeğdir öç almak.” 

Beowulf zırhını ve miğferini giyip sürüngenlerle dolup taşan suya dalar. Grendel’in annesi yukarıdan birisinin geldiğini sezer ve Beowulf’u yakalayıp onu inine taşır. Beowulf kılıcını savurur ama maalesef kılıcı çarpıp geri döner. Daha sonra kılıcını fırlatıp atar, çıplak gücüne güvenmek zorundadır. Grendel’in annesiyle teke tek kavgaya tutuşurlar. Grendel’in annesi tek çocuğunun öcünü almak için bir kılıç çıkarır. Beowulf canavara ait, zamanında devlerin dövdüğü bu aleti fark eder. Ve bu kılıçla Grendel’in annesini öldürmeyi başarır. Kılıç hala elindeyken yatağında yatan yorgun haldeki Grendel’i görür ve onun da başını keser. Bunu da ödül olarak Hrothgar’a getirir.  

Grendel tasviri

Danların ağzı kulaklarındandır. Bu sırada Beowulf’un şöhreti dört bir yanda duyulur. Kahraman, Hrothgar’a veda edip evine döner. Orada Kral Hygelac ve Kraliçe Hygd ile bir araya gelir. Beowulf onlara Danimarka’daki maceralarını anlatır ve ganimetlerini sunar. Kral da karşılığında onu ödüllendirir.  

Ejderha

Hikâyenin devamında ise artık elli sene geçmiştir. Hgyelac bir savaşta öldürülmüştür ve Hygelac’ın oğlu da öldükten sonra Beowulf tahta çıkar. Elli yıl boyunca ülkesini refah içinde yönetir. Ancak artık yaşlanmışken bir ejderha peydah olur. Bu ejderha sarp bir tepede bir hazineyi korumaktadır. Fakat günlerden bir gün hırsızın biri hazineye musallat olur ve ejderhayı çileden çıkarır. Bu gömü koruyucusu ilk fırsatta ortalığı yakıp yıkmaya başlar. Her yeri ateşe verir, daha sonra şafak sökmeden hazinesine koşar inine saklanır. Haberi alan Beowulf bir öç planı hazırlar ve ejderha ile kapışmaya kararlıdır. Wiglaf’ın da yardımıyla yaratığı öldürmeyi başarır. Ancak ejderha Beowulf’u ısırmıştır ve ölümcül zehir tüm vücudunu sarar ve ölür. Vasiyeti üzerine bedeni yakılır ve denize doğru bakan bir höyüğün içine gömülür. 

Beowulf ölürken

“Bahtıma düşeni aldım, benimsedim benim olanı, 

kavgalar kışkırtmadım, yalan yemin etmedim. 

Tesellim budur, ölüm bunca yakınken, 

Her Şeye Hükmeden kötü düşünmeyecek hakkımda, 

doğru davranışlarım sayesinde, soluğumu verirken 

kardeş kanı dökmekle suçlamayacak beni.” 

Canavar Motifi 

Eski zamanlardan beri canavar kavramı insanlara yabancı ve yok edilmesi gereken varlıkları betimlemiştir. Beowulf’ta da bu canavar motifinin hikâyeyi şekillendirdiğini görmekteyiz. Beowulf destan boyunca üç canavarla savaşır ve tüm bu canavarlar gaddar bir şekilde tasvir edilir. Toplumun güvenliği için defedilmeleri gerekmektedir. Hepsi dışlanmıştır ve insanların ulaşmasının zor olduğu yerlerde yaşarlar. Grendel ve annesi insanlığa uzanan ve onu taciz eden bir el gibidir. Ayrıca destanda Grendel’in Kabil’in soyundan geldiği söylenmektedir. Habil ile Kabil, Âdem ve Havva’nın ilk çocuklarıdır. Kabil kin ve nefretle kardeşi Habil’i öldürerek insanlık tarihindeki ilk cinayeti işler. Ayrıca orta çağ folklorunda da geleneksel bir figür olan ejderha, sık sık karşımıza fethedilmesi gereken bir dış güç olarak çıkar ve böylece kahramanlar kendini kanıtlamış olur.  

Destanda kullanılan canavar motifi bizlere, kötülüğün insan olmayan gizemli bir güç olduğu fikrini sunmaktadır. Ancak bu canavarların hiçbiri saf kötülükten dolayı böyle davranmazlar. Örneğin Grendel’in annesi, tek oğlunun intikamını almak ister. Çünkü çocuğuna zarar verilmiştir. Hatta Grendel’in bile aslında bir derdi vardır. Her ne kadar eylemleri kötü olsa da o aslında kıskançlık ve korkuyla hareket etmektedir. Zira kendisi dışlanmış ve izole edilmiştir. Ayrıca Beowulf veya Hygelac gibi kahramanların düşmanlarını katlettiği savaş hikayelerini bir dinleyelim. O zaman da Grendel ve annesinin insanlıktan tamamen uzak varlıklar olduğunu söyleyebilir miyiz? 

Kimleri Etkiledi? 

İngilizlerin en eski destanı olarak bilinen bu epik şiir günümüzde hala birçok esere ilham kaynağı olmakta. Belki de Beowulf’tan en çok etkilenen kişilerden biri Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yazarı J.R.R. Tolkien’dir diyebiliriz. Tolkien mitlere ve efsanelere olan hayranlığıyla ve bu konudaki akademik çalışmalarıyla meşhurdu. Hatta 1936 yılında “Beowulf: Canavarlar ve Eleştirmenler” adlı bir makale yayınlamıştı.  

Sadece Tolkien değil birçok yazar bu epik şiirden ilham almıştı. Örneğin Amerikalı yazar John Gardner’ın Grendel romanı. Destana paralel yazılan bu hikâye bu sefer destanı bizlere Grendel’in gözünden sunuyor. Romanda Beowulf görece daha küçük bir rol oynasa da yine de Grendel’i öldürebilecek tek karakter.  

Sadece edebiyatta değil aynı zamanda sinemada da Beowulf’un etkilerini görmekteyiz. Mesela 2005 yapımı Beowulf ve Grendel filminde Grendel karşımıza gerçek bir canavardan ziyade yanlış anlaşılmış ve dışlanmış bir karakter olarak çıkar. Hatta Frankenstein’in canavarıyla benzerlikler göstermektedir.  

Bunun gibi daha fazlası için: