Yunan mitolojisi, birbirinden ilginç ve büyüleyici dönüşümlerle veya başka bir deyişle metamorfoz hikayeleriyle doludur. Danae’yi baştan çıkarmak için altından bir yağmur damlası şeklini alan Zeus’tan, Odysseus’un arkadaşlarını domuza dönüştüren Kirke’ye kadar Yunan mitolojisi karakterleri; insanlar, tanrılar ve doğa arasındaki engelleri sürekli olarak esnetirler. Ayrıca bu hikayeler ait oldukları toplumların psikolojik ve sosyolojik yapılarını da aydınlatır.

Dönüşüm Hikayeleri

Homeros’un Odysseia’sında veya Ovidius’un Dönüşümler’i gibi kaynaklarda rastladığımız, bir kahramanın veya bir tanrının başka bir şeye dönüştüğü çok sayıda hikaye vardır. Bahsettiğimiz bu hikayeler arasından en ilginç olanları bu yazımızda sizler için derledik. Fakat ele aldığımız bu ‘6 Dönüşüm Hikayesi’ne geçmeden önce, dönüşüm hikayelerinin Yunan mitolojisinde, dolayısıyla kültüründe ve toplumundaki yerinden bahsetmek yararlı olacaktır.

Dönüşüm hikayelerinin Yunan mitolojisindeki yeri

Aslında, Yunan ve Roma mitlerinde tanrıların ölümlüleri baştan çıkarmak için şekil değiştirdiğine inanmak, oldukça olağan bir davranıştı. Bununla birlikte tanrılar, diğer bireyleri cezalandırmak veya ödüllendirmek için de başka varlıkları dönüştürme gücüne başvururlardı. Bu dönüşümler insanlar tarafından; bayramlar, ritüeller ve halk kutlamalarında sıklıkla yer edinmiş, kültlerin temelleri arasında yerlerini almışlardır.

Bu mitolojik dönüşümler, bu felsefenin yalnızca animistik düşüncelerle ve inançlarla sınırlı kalmadığının da göstergesidir. Tanrıların doğadaki varlıklara ve nesnelere dönüşme/dönüştürme gücüne olan inanç, dünyadaki hemen hemen her kültürle paralellik gösteren zengin bir halk inanışı niteliğindedir.

Önemli bir başka nokta da şudur ki; bütün mitolojik hikayeler gibi, bu mitlerde aslında toplumsal bir bilinçdışı olarak kabul edilebilir. Yani ait oldukları toplumların psikolojik ve sosyolojik yapılarına ışık tutarlar. Eğer duruma böyle bakılırsa, aslında anlatılan her hikaye başka bir boyut kazanır.

Yunan Mitolojisindeki 6 Dönüşüm Hikayesi:

6. Apollon ve Defne Ağacına Dönüşen Daphne

Thesallia ırmağı Peneus’un kızı, yani bir nympha olan Daphne, oldukça güzel bir genç kızdır. Kendisini tanrıça Gaia’ya adadığı için; erkeklerden uzak durduğu, bakire bir hayatı tercih etmiştir. Fakat ne yazık ki, Tanrı Apollon kızın güzelliğine aşık olmuştur. (Bazı kaynaklarda Apollon, Eros’u küçümsediği için, bu Eros’un işidir.) Ancak ne yaparsa yapsın, Daphne’yi bu aşka ikna edememiştir. Fakat Apollon reddedilmeyi kabul etmeyip kıza zorla sahip olmayı kafasına koymuştur. Nihayetinde Daphne’nin peşinden koşmaya, zaman zaman onu kovalamaya başlamıştır.

Dönüşüm Hikayeleri

Günlerden bir gün yine böyle bir kovalamacanın yaşandığı bir zamanda, artık kızı yakalamak üzeredir. Daphne, Apollon kendisine sarılmadan hemen önce , babası Irmak tanrı Peneus’a yakarmış ve kendisini kurtarmasını istemiştir. Ve tam o sırada bir defne ağacına dönüşmüştür. Sonuç olarak babası tarafından bir ağaca dönüştürülerek, tecavüzden kurtulmuştur.

Bu mit, aslında oldukça trajik ve hatta rahatsız edicidir. Söylediğimiz gibi mitolojik hikayeler, toplumun bilinçdışı olarak kabul edilebilir. Bu hikayenin alt metninde de erkek egemen bir toplumun, kadını zorladığı durumları açık açık görürüz.

5. Dionysos ve Yunus Balığına Dönüştürdüğü Korsanlar

Bu mitte, şarap tanrısı Dionysos, genç bir adam şeklini alıp yeryüzünde dolaşmaya başlar. Kimliğini saklı tutan Dionysos, Ege Denizi’nde yolculuk yaparken Tiren Denizi korsanları tarafından köle olarak satılmak niyetiyle kaçırılır. Tanrının gerçek kimliğini anlamayan korsanlar, nihayetinde Dionysos’u bağladıkları geminin direği asma dallarına ve üzüm salkımlarına dönüşünceye kadar gerçekleri fark edemezler. Gerçek kimliğini ortaya çıkaran Dionysos’u gören korsanlar dehşet içinde gemiyi terk etmek için denize atlar. Fakat kaçmak için denize zıplayan her korsan yunus balığına dönüşür. Dionysos’un kendisini kaçıran kötü niyetli korsanlara verdiği ceza da budur. Gemiyi bir üzüm asmasına, kötü korsanları ise yunus balıklarına dönüştürmüştür.

Dönüşüm Hikayeleri

4. Echo ve Nergis Çiçeğine Dönüşen Narkissos

Narkissos Doğduğu andan itibaren herkesi güzelliğine hayran bırakır. Onun geleceği üzerine endişe duyan annesi de bir kahine danışır. Kahin ise, Narkissos’un kendisini görmediği sürece uzun bir ömür süreceğini bildirir. Narkissos büyüyüp çok yakışıklı, güzelliğiyle dillerden düşmeyen, herkesi kendine aşık eden bir delikanlı olur. Çevresindeki çoğu kişi ona hayran olsa da, o gönlünü kimseye kaptırmamıştır.

Özetle kendisine aşık olan su perisi Echo’yu da reddettikten sonra, Echo aşkından ölür. Ölmeden önce son dileği de Narkissos’un da karşılıksız bir aşka tutulması olur.

Tanrıça Nemesis ise bu dileğe kayıtsız kalmaz, Narkissos’un bu kibrini de hoş görmez ve onu cezalandırır.

Narkissos bir gün ormanda dolaşırken su içmek için bir ırmağa eğilir. Ne yazık ki ırmaktaki kendi yansımasına aşık olur. Lakin aşkına bir türlü kavuşamaz. Tıpkı Echo gibi ırmağın başında çaresizce bekleyerek, aşkından eriyip gider. Irmağın başındaki vücudundan geriye ise, bir nergis çiçeği kalır.

3. Athena Ve Örümceğe Dönüştürdüğü Arakhne

Lydia’lı bir kız olan Arakhne, işlemede, nakış yapmada, kilim dokumada öylesine usta, öyle becerikliymiş ki, onun üzerine kimse yokmuş. Dağdan, nehirden, ormandan periler bile gelip, yaptığı işlere hayranlıkla bakarmış.

Dönüşüm Hikayeleri

Çevresinin de yoğun ilgisiyle, zamanla kendini iyice beğenmiş Arakhne. Günlerden bir gün gelmiş, ölümlülere el işini öğreten tanrıça Athena’dan bile daha iyi elişi yapabileceğini söylemiş. Tanrıça ise bu sözlere kızmış, hemen yaşlı bir kocakarı kılığına girip Arakhne’nin karşısına çıkmış. Daha alçakgönüllü olmasını, tanrılara saygılı davranmasını öğütlemiş. Arakhne ise hiç oralı olmamış. Athena ile elişinde yarışıp, onu geçebileceğini söylemiş yine. Bunun üzerine Tanrıça Athena gerçek kimliğine dönüşüp, kızın yarışma teklifini kabul etmiş. Yarışa başlamışlar, fakat Athena bakmış ki kızın el becerisi kendisine denk, hatta ondan daha da iyi. Bırakmış yarışı, bütün nakışları yırtıp atmış. Arakhne de üzüntüsünden kendini asmak istemiş. Ama tanrıça buna da mani olmuş. Onu bir örümceğe dönüştürmüş. Arakhne’nin haklı kibrine verilen ceza da bu olmuş; sonsuza kadar tozlu duvarlarda ağ örmek…

2. Kirke ve Domuza Dönüştürdüğü Odysseus’un Arkadaşları

Dönüşüm konusunda usta bir başka isim de Kirke’dir. Kirke, Güneş tanrı Helios ve Okeanos kızı Perseis’ten doğma büyücü bir tanrıçadır. Hakkındaki mitlerden bildiğimiz üzere Kirke, Aiaie adasında yaşar. Bu adanın bir başka önemi de, Odysseus ve arkadaşlarının eve dönüş yolculuğu sırasında, uğradıkları duraklardan bir tanesi olmasıdır.

Bkz: (Odysseus ve Eve Dönüş Yolculuğu vol.1)

Uzun zamandır denizde yolculuk eden Odysseus ve yoldaşları, bu adaya geldiklerinde bir mola verir ve Odysseus yiyecek bulmaları için adanın içerisine bir ekip gönderir. Kirke’nin yaşadığı yeri bulan adamlar, yine Kirke tarafından bir ziyafete davet edilir. Fakat ziyafet sırasında Kirke, büyülü güçleriyle onları domuza dönüştürür. Sadece bir adam kaçmayı başarır ve bütün bu olanları Odysseus’a anlatır. Odysseus biraz da tanrıların yardımıyla, Kirke’yi büyüyü bozmaya ve arkadaşlarını tekrar insana dönüştürmeye ikna etmeyi başarır. Hatta sonrasında da Kirke’den birçok yardım görür.

1. Athena ve Gorgon’a dönüştürdüğü Medusa

Aslında bakılırsa Gorgon Medusa kadar fazla ilgi gören, sayılı birkaç Yunan efsanesi vardır. Medusa’nın neler yapabileceğini az çok herkes bilir. Saçlarının yerine yılanları olması ve bakanları taşa çevirebilecek gözleri sahip olması gibi… Ama Medusa nasıl bu hale geldi?

Her şey deniz tanrısı Poseidon’un Athena’ya ait bir tapınakta, Medusa’ya tecavüz etmesiyle başladı. Kendine eş bir ölümsüz Olympos tanrısından intikam alamayan tanrıça, kutsal alanının kutsallığına saygısızlık edildiği için öfkesini masum Medusa’ya yöneltti.

Athena , Medusa’yı korkunç bir varlığa, bakanları taşa dönüştürecek kadar ürkütücü bir yaratığa dönüştürdü. Fakat bu dönüşüm, Athena’nın sonradan yapacağı adaletsizliğin yanında daha az rahatsız edicidir.

Bilinmeyen nedenlerden ötürü Athena, Medusa’nın cezasını içten içe yeterli bulmamıştır. Bu yüzden onu öldürme arayışında olan kahraman Perseus’a da yardım etmiştir. Sonunda Perseus, Medusa’nın başını kesmiş ve Athena talihsiz kadının kafasını alıp aegis’ine asmıştır.

Her hikaye sonunda hatırlatmadık ama, önceden de yinelediğimiz gibi, aslında oldukça trajik ve hatta rahatsız edici olan bu mitler kolektif bir bilinçdışını yansıtır. Bu öykülerde, kadınların ve erkeklerin yaşadıkları bütün adaletsizliklere, psikolojik ‘rahatsızlıklara’ ya da uğradıkları zorbalıklara rastlamak mümkündür.