Jean-Paul Sartre’dan Fransız Yeni Dalga Sinemasına, İnsan Haklarından Sokak Fotoğrafçılığına, özetle Fransa’nın modern dünyayı etkileyip, bakış açımızı geliştirmiş olan güçlü kültürü… Gelin, bu listeye birlikte bir göz atalım.

1. Aydınlanma Çağı

“Reading Voltaire’s tragedy of the Orphan of China in the Salon of Madame Geoffrin” – Fransız Ressam Anicet Charles Gabriel Lemonnier, 1812

Elbette böyle bir listede, öncelikle Fransa’da başlayan Aydınlanma Çağını ele almalıyız. Fransızlar, 18. yüzyılda Avrupa’yı karanlık çağlarından çıkaran, hem felsefi hem de bilimsel devrimin arkasındaki itici güçtü. Aydınlanma çağı geleneksel öğretilere ve dogmalara meydan okuyup, toplumun üzerindeki dini kontrolü reddetti. Bununla birlikte Rasyonalizmi, bireysel özgürlüğü, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savundu. Sonuç olarak Aydınlanma çağının idealleri de, insan haklarını, Fransız Devrimi’ni ve Bağımsızlık Bildirgesini doğurdu.

2. Henri Cartier-Bresson Ve Sokak Fotoğrafçılığının Doğuşu

Fransız fotoğrafçı Cartier-Bresson’un kamerası.
Les Hotels Paris Rive Gauche – AlainBCartier-Bresson’s first LeicaCC BY-SA 2.0

Cartier-Bresson, tüm zamanların en saygı duyulan fotoğrafçılarından oldu. Hem sokak fotoğrafçılığının hem de modern foto muhabirliğinin babası olarak kabul edildi. Her şeyden önce dünyaya bir ressamın gözüyle baktı. Hala bizi şaşırtan sanatsal kompozisyonlar yarattı. Fotoğrafın anlamı ve tekniği üzerine kapsamlı çalışmalar yapan sanatçı, böylelikle fotoğrafçılara ilham vererek, başarılı olmanın yollarını fısıldadı.

(Lizzie Siddal – Sanatın En Büyük Modelinin Trajik Öyküsü)

3. Simone de Beauvoir ve ‘İkinci Cinsiyet’

Fransız feminist filozof ve yazar Simone de Beauvoir
Moshe Milner creator QS:P170,Q28750411, Simone de Beauvoir2CC BY-SA 3.0

Simone de Beauvoir’ın, tarihte kadınların toplum içerisindeki konumlarını işleyen ve feminist felsefenin önemli eserlerinden biri olan ‘İkinci Cinsiyet’ (1949) adlı eserin sahibidir. Eser özellikle İkinci dalga feminizminin başlangıç noktalarından biri olarak kabul görür. En başta psikanaliz olmak üzere pek çok alanda kadın düşmanlığına meydan okuyan Simone de Beauvoir, sonrasında gelen birçok düşünüre de ilham vermiştir.

4. Fransız Yeni Dalga Sineması

İmdb: Breathless

Yönetmen ve senarist Jean-Luc Godard’ın ‘Serseri Âşıklar’ (Breathless-1959) filmi, dönemin sinematik kurallarını yerle bir etmiştir. Kısacası Artık sinemada yeni bir şeylerin başlamasındaki sembol haline gelmiş bir eserdir. Böylece Godard, yönetmenin vizyonunun oldukça baskın olduğu ‘Sinemada Yaratıcı-Yönetmen Döneminin’ başlamasına da önayak olacaktı.

“Bir hikâyenin bir başlangıcı, bir ortası ve bir sonu olmalıdır, ancak bu sırayla olması gerekmez.” diyen Godard, hikâyelerini hiçbir zaman farklı bir biçimde anlatmaktan çekinmedi.

Sonuç olarak Fransız Yeni Dalga Sinemasının etkisi, bugün Avrupa Sanat Sinemasından internetteki videolara kadar her şeyde hissedilebilir.

(Kaygı Sineması: Endişe ve Öfkeyle Yoğrulmuş 7 Film)

5. Jean Paul-Sartre ve Varoluşçuluk

Ünlü Fransız yazar ve filozof Jean-Paul Sartre
1946 Jean-Paul Sartre, Paris” (Public Domain) by urcameras

Filozof Jean Paul-Sartre, bireysel özgürlüğün, yaratıcılığın ve Varoluşçu hareketin önde gelen isimlerindendi. Varoluşçuluk, disiplinli kurallar ve tekrarlardan ziyade duygu ve doğaçlama yoluyla yaratıcılığı kavramayı amaçlayan, Bebop Caz, Soyut Dışavurumculuk veya diğer avangart sanat hareketleriyle ilişki halindeydi. Örneğin, Caz trompetçi Miles Davis Sartre ve Greco ile vakit geçirmek için Amerika’dan Paris’e gelmişti. Daha sonra bunun hayatının dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyecekti.

6. 1968 Mayıs Olayları

1968 yılının Mayıs ayında Fransa’da De Gaulle iktidarına karşı başlatılmış olan ve daha sonrasında tüm dünyayı kasıp kavuran bir öğrenci hareketidir. Sonrasında dünya çapında birçok devrim hareketinin başlamasına da sebep olacak olan hareketin en ikonik ve etkili protestoları Mayıs ayında Paris’te gerçekleşmişti. Üniversite ve lise öğrencileri ile birlik olan işçiler polisle çatışmış ve birçok kişi yaralanmıştı. Protestolar, lider Charles de Gaulle’ün helikopterle ülkeden kaçmasıyla sonuçlanmıştı.

7. Serge Gainsbourg

Fransız popüler müziğinin en önemli figürlerinden biri olarak görülen Gainsbourg, söz yazarı, piyanist, bestecisi, şair, ressam, senarist, yazar, oyuncu ve yönetmen olmasının yanı sıra popu da yeniden icat etti. Oldukça yaratıcı olan sanatçının albümlerinin çoğu skandal yarattı. Cazdan Mambo’ya, Rock and Roll’dan Diskoya veya Funk’a kadar geniş bir yelpazeye dalmasını vurdu. Özetle dönemin sanatçılarına, yaratıcı kaslarını esnetmeleri için adeta meydan okudu.

8. Protesto (1995)

İmdb: La Haine

İster Paris olsun, ister Londra, isterse de başka bir yer; isyanlar çıktığında, Mathieu Kassovitz’in ‘Protesto’ (La Haine) filmi, toplumsal isyanların altında yatan sosyal ve ırksal gerilimleri anlamak için başvurulacak çok iyi bir rehberdir. Üzerinden yıllar geçtikçe ve toplumsal çatışmalar bir bir patlak vermeye devam ettikçe, filmin sosyal eleştirisinin ne kadar ileri görüşlü olduğu da daha iyi anlaşılıyor. Özetle filmin verdiği öğüt şu: “La haine attire la haine!” yani “Nefret, nefreti doğurur.”.

Kassovitz, ‘Protesto’ (La Haine) için yapılan devam filmi çağrılarına uzun süre direnmişti. Ancak Charlie Hebdo saldırısının ardından, ‘La Haine 2’ için çalışmalara başlamanın vaktinin geldiğini duyurmuştu.

9. French Fred

Kaykay kültürü ülkemizde çok yaygın olmasa da, dünyada oldukça popüler bir hobidir. Yenilikçi kaykay film yapımcısı ve fotoğrafçısı French Fred’in oldukça öncü sanatı ise, kaykay fotoğrafçılığının ve filminin bir sanat biçimine dönüşmesine katkısı göz ardı edilemez. Bir kaykay üzerinde kayarken, güçlü çekimler yapmak için, videoyu daha sinematik hale getirmek için bazı özel teknikler geliştiren sanatçı, sonrasında dünyanın her yerinden kaykay içerik üreticilerine, geliştirmiş olduğu teknikleri ile öncü oldu. Bunlardan faydalanan diğer sanatçılar da kaykayın videolarda daha destansı görünmesi için yenilikçi yollar geliştirebildiler.

10. Jr

JR, sokak sanatındaki sosyal farkındalığın önde gelen temsilcisidir. 2005 Paris ayaklanmalarının ardından, Clichés de Ghetto projesi ile yüz posterlerini şehrin seçkin semtlerine yapıştırdı. Böylelikle toplumdaki azınlıkların klişelerine ve sosyal hayattan dışlanmalarına karşı bir meydan okuma gerçekleştirdi. Inside Out projesi ise, şimdiye kadarki en iddialı işi oldu. Öyle ki Ekvador’dan Nepal’e, Haiti’den Filistin’e kadar 112’den fazla ülkeden yaklaşık 200.000 kişi projeye dâhil oldu.