Yavru tavşanlar doğurduğunu söyleyip dönemini oldukça etkileyen, birçok eserde (kitaplara, mektuplara, broşürlere v.b.) tasvirleri yapılan Mary Toft ve onun tuhaf hikâyesi… Gelin çağdaşı sanatçılar tarafından çok eleştiri alıp, ilginç tasvirleri yapılan hikayeye birlikte bir göz atalım.

Mary Toft

Mary Toft, rabbit in hand. WELLCOME COLLECTION/CC BY 4.0

Mary Toft; yirmi beş yaşında, okuma yazma bilmeyen bir hizmetçiydi. Kumaş işleriyle meşgul olan Joshua Toft ile bir evliliği vardı. Aslında hikâye buraya kadar oldukça sıradan… Fakat 1726 yılının Eylül aydı geldiğinde, Mary Toft’un birkaç tavşan doğurduğu haberi İngiltere’yi şoka uğrattı.

Raporlara göre, 1726 Ağustos’unda, yani şok edici olaydan bir ay önce, Mary bir düşük yapmıştı. Fakat hala hamile gibi hissediyordu. 27 Eylül’de ise doğumu başladı. Mary Toft, organları eksik kediye benzeyen garip bir şey doğurmuştu. Komşusu Mary Gill ve kayınvalidesi Ann Toft ise bu ilginç olaya şahitlik ettiler.

Aile hemen, Guildford kentinin doğum uzmanı John Howard’ın yardımını istediler. Ertesi gün gelen Howard’a kayınvalide Ann, Mary’nin doğurduğu hayvan parçalarını gösterdi. Bu sırada Mary Toft’un doğumları devam ediyordu. Sonraki doğumları üstlenen Howard ise, Mary Toft’un; ölü ve dokuz yavru tavşan doğurduğunu kaydetti.

Daha sonra ise Howard, İngiltere’nin en büyük doktorlarına, bilim adamlarına ve Kral’ın sekreterine mektuplar göndererek; Mary Toft’un mucizevi doğumları hakkında bilgilendirdi.

(John Keats Bir Mezar Soyguncusu muydu?)

Meraklanan Kral I. George ise, bu dava hakkında her şeyi öğrenmeleri için iki adamını görevlendirdi: Kral’ın sekreteri Samuel Molyneux ve İsviçreli anatomist hekim Nathaniel St. André.

Mary Toft

C: Picryl

Bu sırada haberler iyice yayılmış ve Mary yerel bir ünlü haline gelmişti. Böylece Godalming’den, yakınlardaki Guildford’a taşınıp, John Howard tarafından daha yakından izlenebilecekleri bir bölgeye yerleştiler.

15 Kasım’da ise Kralın gönderdiği St. André ve Molyneux, Howard’ın Guildford’daki evine vardılar. O vakte kadar on beşinci tavşanını doğurmuş olan Mary Toft, Kralın gönderdiği bu adamlar karşısında birkaç ölü tavşan daha doğurdu.

Mary Toft ‘a inanmayı seçmek!

Doktorlar, bu tavşanların iç organları ve özellikle de akciğerleri üzerinde incelemeler yaptı. Araştırmalarına göre tavşanlar, büyük olasılıkla Mary’nin rahminde gelişmemişlerdi. Ancak St. André’nin olaya inancı hala devam ediyordu. Sonuçlara rağmen bunların gerçekten doğaüstü doğumlar olduğuna inanıyordu. Bu sebeple bazı tavşan örneklerini Kral’a göstermek için, Londra’ya geri döndü.

Mary Toft

Mary Toft’un hikâyesi hızla Londra’ya yayılırken; Kral iyice meraklandığı için, Alman cerrah Cyriacus Ahlers ve arkadaşı Bay Brand’i konuyu daha ayrıntılı araştırmaları için Guildford’a göndermeye karar verdi. Ahlers, Mary’yi muayene etti ve birkaç tavşan doğurmasını izledi. Ancak bu onu ikna etmedi. Hızlıca Londra’ya götürdüğü tavşan parçalarını ayrıntılı bir şekilde incelemeye başladı. Ve neticede tavşanlardan birinin rektumunda saptadığı dışkıda, Mary’nin içinde gelişemeyeceğini kanıtlayan mısır, ot ve saman kalıntılarına rastladı. Ahlers hiç vakit kaybetmeden, 21 Kasım’da bu tavşan örneklerini Kral’a sunarak, Mary Toft ve John Howard’ın gizlice anlaşarak bir aldatmaca tasarladıklarından şüphelendiğini açıkladı.

Bu arada, Londra’daki üst sınıf sosyeteden seçkin bir doktor ve ebe olan Sir Richard Manningham (1690-1759), Mary Toft ile görüşmek üzere St André ile temasa geçti. Mary’i gözlemledikten ve doğumlarını gördükten sonra, o da ikna olmamış gibiydi. Ama Howard ve St.André tarafından şüphelerini kendisine saklamaya ikna edildi. Çünkü Howard ve St. André, zaten Ahlers’in vardığı sonuçlar karşısında itibarlarını kurtarmaya çalışıyorlardı.

Hikaye basının dikkatini fazlasıyla çekti ve ulusal bir sansasyon yarattı. Avrupa’da canavarlarla ve ilginç yaratıklarla ilgilenen ve onları görmek için ödeme yapmak isteyen insanlar, 18. yüzyılın ortalarında oldukça yaygındı.

Aslında bakarsanız ‘canavarlar’, ‘yaratıklar’ ya da bir şekilde deforme olmuş insanlar, sadece o dönem değil, yüzlerce yıldır Avrupa’nın her yerinde ilgi görmüş konulardı. Hem fakirleri, hem de zenginleri büyülenmiş olan bu tip konular, belli ücretler karşılığında insanlara dönemler boyunca sergilenmiştir.

Aslında o dönem Toft gibi fakir bir ailenin, para için böyle saçma görünen bir plana başvurması hiçte mantık dışı değildir.

Olanları Nasıl Açıkladılar ?

Mary Toft ise bu garip doğumlarını başka bir şekilde açıklıyordu. Onun ağzından hikayesi tam olarak şöyle: Nisan 1726’da bir tarlada çalışıyordu. Ve aniden bir tavşan görüp, ürktü. Hemen ardından bir arkadaşıyla birlikte tavşanın peşinden koşmaya başladı fakat yakalayamadı. Hemen sonra başka bir tavşan gördüler ve onunda peşinden koştular ancak yine yakalayamadılar. “O gece rüyasında, kendini yine tarlada gördü. Kucağında ise o iki tavşan vardı. Birden uykusundan uyanıp, sabaha kadar sürecek olan bir nöbet geçirdi. O zamandan beri, yani üç aydan fazla bir süredir, içerisinde sürekli Tavşan eti yeme arzusu hissetti. Ama çok fakirdi ve yoksul olduğu için istediği her şeyi elde edemezdi.”[1]

St André, 3 Aralık 1726’da olay hakkında hikâyeyi yayınladı. Saygın bir anatomist ve ebe olan Dr. James Douglas (1675-1742), bu kitabın taslağını okudu ve hikâyeyi ‘imkânsız olaylar silsilesi’ şeklinde tanımladı.

‘Maternal impresyon’ adlı tıbbi teori, o dönem doğum kusurlarını ve doğumsal bozuklukları açıklayan bir olguydu. Mary’nin başına gelenleri de bu teoriyle açıklamaya çalışıyorlardı. Teori, hamile bir kadının yaşadığı duygusal bir uyaran etkisiyle karnındaki fetüsünün gelişiminin etkilenebileceğiydi. (Mary’nin tarladaki tavşandan ürkmesi, tavşanlı rüyaları ve tavşan eti arzusu gibi)

‘Fil Adam’, Joseph Merrick,1862-1890

Depresyon veya şizofreni gibi zihinsel sorunların, annedeki benzer duyguların bebekteki tezahürü olduğuna inanılıyordu. Örneğin, hamileyken büyük üzüntü yaşayan bir kadın, taşıdığı fetüse depresif eğilimler aktarabilirdi. Bu teorinin en ünlü örneği ise, Fil Adam adı verilen Joseph Merrick’dir. (Annesi hamileyken fillerden çok korktuğu için, çocuğun da hasta doğduğuna inandılar. Fakat elbette aslında durum büyük ihtimal genetik bir bozukluktu.)

‘Fil Adam’, Joseph Merrick,1862-1890

İtiraf !

29 Kasım’da Mary Toft, daha yakından gözlemlenebileceği, Londra’daki Leicester Meydanı yakınlarına yerleşti. St André, kitabına kinayeli yorumlar yapan Dr. James Douglas ile temasa geçti. Ve ardından Mary’nin tavşan doğumlarını gözlemlemesi için onu Londra’ya davet etti. Mary’nin tavşan doğurduğuna inancı hala devam ediyordu. Ve bunu kanıtlayarak adını temizlemek istiyordu.

Douglas geldiğindeyse, kendisini St.André tarafından çağrılan diğer büyük doktorların ve bilim insanlarının içinde buldu. Douglas ise, tavşanların doğumlarını ispatlamaya çalışan St.André’nin aksine; bütün bu olanların gerisinde bir sahtekarlığın, bir hilenin olduğuna inanıyordu.

30 Kasım ile 3 Aralık arasında, St. André tarafından davet edilen diğer sağlık görevlileri aralarında görüş ayrılıkları yaşadılar. Bu sırada Mary’nin hala sancıları geliyor ve doğuma alınıyordu. Fakat herhangi bir şey doğurmuyordu. Ayrıca cinsel organı kötü bir şekilde mikrop kapmıştı. Bazen de bilincini kaybetmesine neden olan nöbetler geçiriyordu.

Kısa bir süre sonra, bir kapıcı, Mary Toft ‘un odasına gizlice tavşan sokmaya çalışırken yakalandı. Douglas ve Manningham huzurunda, Margaret Toft’un (yani Mary’nin görümcesinin) bulabildiği en küçük tavşanı tedarik etmesini istediğini itiraf etti.

Sonraki iki gün boyunca, Mary Toft’a itiraf etmesi için çok fazla baskı yapıldı. Mary, Sir Richard Manningham, onu acı verici deneysel ameliyatlar yapmakla tehdit edene kadar direndi. Ve sonunda Toft, 7 Aralık 1726’da ölü tavşanları vajinasına eliyle soktuğunu ve sonra doğum yapıyormuş gibi oradan alınmalarına izin verdiğini itiraf etmek zorunda kaldı.

9 Aralık’ta Mary Toft, “aşağılık ünlü dolandırıcı” olmakla suçlandı ve Bridewell hapishanesine gönderildi. İddiaya göre, burada bulunduğu sürece gardiyanlar tarafından meraklı kalabalıklara sergilendi.

Aldatmacanın ardından, süreç içerisinde tıp mesleği de kandırıldığı için alay konusu oldu. 9 Aralık’ta, St.André ise kendini aklamak için Daily Journal’da ilan verdi.

Doktorlar, Toft olayına yazılı olarak yanıt verdiler; çünkü sadece olayla ilgili doktorların değil, bir bütün olarak mesleğin itibarı söz konusuydu.

Mary Toft ve diğerlerine ne oldu ?

İllustration by William Hogarth, 1726

Bu hikaye aynı zamanda çağdaşı sanatçılar için de karşı konulamazdı. Örneğin yukarıdaki hiciv baskısında William Hogarth, 1700’lerin başındaki tıp mesleği ile alay ediyor. Mary Toft hikayesindeki tüm ana karakterler bu hicivde yer alıyor. Özellikle doktorlar cahil ve aptal olarak gösteriliyor. Bunu takip eden olayın diğer çağdaş eserlerinde de, Toft skandalında sıklıkla adı geçen St. André ve Alman saray doktorlarıyla alay eden çok sayıda broşür ve çizime rastlıyoruz.

Olay sonrası Sir Richard Manningham ve James Douglas’ın kariyerleri ve itibarları güvendeydi. Ancak St André kusurlu bulunup, itibarı düşünce, hastaları da onu terk etti. Londra’da emekli oldu ve sonunda Southampton’daki bir darülacezede yoksulluk içinde öldü. John Howard, Mary Toft ile iş birliği yapmadığını kanıtladıktan sonra, aleyhindeki dava düştü ve Guildford’da saygın bir figür olarak kalmaya devam etti.

Mary Toft’a gelince; aleyhindeki dava, suçlu olmadığı için değil, muhtemelen tıp dünyasının daha fazla utanç duymaması nedeniyle düştü. Hapishanede birkaç ay geçirip serbest bırakıldı. Skandalı takip eden yıllarda, (Godalming yakınlarında bir evi olan) Richmond Dükü, yemekli partilerinde zaman zaman misafirlerine Mary Toft’u gösterdi. 13 Ocak 1763’te ise Mary Toft, hayatını kaybetti. Ölüm ilanı ise Londra gazetelerinde yayınlandı.

BONUS: Bu kadar tavşandan bahsedip, efsaneyi hatırlamamak da olmazdı tabii. Buyurun entrye


[1] St. André’s A Short Narrative, s. 23-24