Feminist nedir, kimdir? Feminist: güçlendirici çağrışımı kadar, ateşlediği tartışmalarla da bilinen bir kelime. Zira feminizm ve temsil ettiği şeyler hakkında birçok yanlış kanı bulunmakta. Bazı muhafazakâr gruplar feminizmi “öfkeli” olarak algılar ve karşıt ayrımcılık yaptığını düşünürler. Ancak bazılarına göre ise feminizm eşitliğin ta kendisidir. Peki feminizm gerçekten nedir? Sözlüğe göre feminizm, kadın haklarını tanıyarak ve koruyarak, cinsiyetlerin siyasi, ekonomik ve toplumsal eşitliğini isteyen ideoloji ve harekettir. Buna, pek de kapsamlı olmayan ancak anlaşılır bir tanım diyebiliriz.  

Bu yazıda ise gerçekten feminizmi ve amacını anlamak adına herkesin mutlaka okuması gereken 7 temel feminist metinden bahsedeceğiz. 

Kadınlığın Gizemi – Betty Friedan 

1963’te yayımlanan Kadınlığın Gizemi, dünyada ve özellikle Amerika’da ikinci dalga feminizmin başlangıcını tetiklediği düşünülen ve oldukça beğeni toplayan etkili bir metin. 1950’lerdeki Amerikalı ev hanımlarının hayatına odaklanan Kadınlığın Gizemi, kadınların ev yaşamının temelinde yatan mutsuzluğu inceler. Çünkü bu memnuniyetsizlik “adı konmayan bir problem”dir ve Betty Friedan bu adı olmayan problemin mükemmel bir tanımını yapmaya başlar. Geleneksel beklentilerin kadınların entelektüel kapasitelerine olan güvenlerini zayıflatması ve kadınların gerçek kimliğini maskelemesi bu mutsuzluğun temelidir. Birçok kadının erken yaşta evlendiği veya evlendiği için eğitim hayatlarına devam edemedikleri bu zamanda, ev yaşamına hapsolan ve kimlik bunalımına giren kadınlara yeniden ilham kazandırmış, herkesin mutlaka okuması gereken bir manifesto. 

“Anneme bakıyorum da, denizin düzelttiği pürüzsüz bir çakıl taşına benzetiyorum. Annem ailesine öyle çok şey vermiş ki, kendisine bir şey kalmamış.”

Sırça Fanus – Sylvia Plath 

Sırça Fanus, 1963’te Plath’in intiharından bir ay kadar önce yayımlanmıştı. Yarı otobiyografik olan bu eser, kadının erkek egemen bir toplumdaki katı sosyal düzene bağlı kalmaktaki mücadelesinin altını çizer. Romanın kahramanı Esther sanki bir fanusun içine hapsolmuş gibidir. Ev ve aile yaşamının mahkumlaştırıp topluma yabancılaştırdığı kadınların depresyonudur sırça fanus. Aynı zamanda bir kadın tarafından yazılan, kadın ve depresyon konularına odaklanan ilk romanlardan biridir.  

“Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz öteki temiz olmayan iki tane yaşantısı olabileceği düşüncesi çileden çıkartıyordu beni.”

Kendine Ait Bir Oda – Virginia Woolf 

Kendine Ait Bir Oda, aslında Virginia Woolf’un Cambridge Üniversitesi’nde yaptığı konuşmaların toplandığı bir eser. Virginia Woolf aslında basit bir şekilde neden bir kadın Shakespeare çıkmadığının, kadınların neden erkekler kadar çok romanlar, şiirler yazmadığının veya önemli görülen “işler” yapmadığının cevabını verir. “Eğer bir kadın edebi bir eser yazmak istiyorsa kendisine ait bir odası ve parası olmak zorundaydı.” 

Ayrıca kadının toplumda bastırılmasının, ikinci sınıf görülmesinin ve erkeklerin kendilerini üstün görme isteğinin sebeplerini irdeler. Kendine Ait Bir Oda şüphesiz ki 20. yüzyıl feminist edebiyatının en önemli eseri ve dönüm noktasıdır.  

“bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler.” 

Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood 

1985’te yazılan Damızlık Kızın Öyküsü, distopik bir roman olmakla birlikte, aynı zamanda din, iktidar ve cinsiyet gibi konuları inceler. Devletin politik boyun eğdirme aracılıyla kadın bedeni üzerinde tahakküm kurduğu ve bu sayede düşük doğum oranlarını arttırmayı hedeflediği bir dünyayı anlatır. Özellikle tekrar alevlenen kürtaj yasası gibi tartışmaların gündemde olduğu 1980ler Amerika’sını hicvederken, yayılmakta olan feminizm karşıtı agresif dalgalara karşı bir ima ve uyarı niteliği taşır. Ayrıca 2017’de televizyon dizisine de uyarlanmıştır.

“Kuralları hatırlıyorum, hiçbir zaman ifade edilmeyen ancak her kadının bildiği kuralları: bir yabancıya kapını açma sakın, polis olduğunu söylese bile. Kimlik kartını kapının altından vermesini iste. Sorunu olduğunu iddia eden bir motosikletçiye yardım etmek için yolda durma. Kendini tut ve yürümeye devam et. Birisi ıslık çalarsa arkana bakma. Gece tek başına bir çamaşırhaneye gitme.”

Renklerden Moru – Alice Walker 

“Başkalarının ne düşündüğü bir kadının neden umurunda olsun hiçbir zaman anlayamadım.”


Alice Walker” (CC BY-NC-ND 2.0) by TEDxRamallah

Alice Walker tarafından yazılan Renklerden Moru 1982 yılında yayımlandı. Daha sonrasında 1983’te Kurgu Dalında Pulitzer Ödülü kazandı. Ayrıca bu önemli eserin, film ve müzikal adaptasyonları da bulunmakta. 1930’lardaki Amerikalı siyahi kadınların hayatına odaklanan kitap, özgürlük arayışındaki baskıyı gözler önüne serer. Hem de basmakalıp toplumsal cinsiyet rollerine keskin bir bakış atmaktadır. Kendi gücünün farkına vararak baskıya karşı çıkan bir kadın hareketini ortaya koyar.  

(bkz: Mor Yıllar, 1985)

Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi – Judith Butler 

Cinsiyet Belası 1990’da yayımlandığında özellikle queer kuramının temellerini atarak cinsiyet araştırmalarındaki öncü metinlerden biri oldu. Eser, cinsiyetin ne olduğu ve ne olmaya devam ettiğini sorgular. Ek olarak, inşa edildiği ve icra edildiği şekillere bir bakış atar. Ayrıca Butler cinsiyetin biyolojik değil toplumsal olduğunu öne sürmektedir. Hem heteronormatif toplumu eleştirir hem de feminizme (özellikle birinci dalga feminizm) bir öz eleştiri getirir.  

“Kadınlar çoğul haliyle bile belalı bir terim, bir mücadele ala­nı, bir kaygı sebebi haline geldi.”

İkinci Cinsiyet – Simone de Beauvoir 

1949’da yayımlanan İkinci Cinsiyet, feminist felsefenin kaynak kitaplardan biri olmuştur. Eser, tarih boyunca kadına yapılan muameleyi ele alır ve kadının hem bireysel hem de toplumsal olarak ezilmesinin üstünde durur. Ayrıca kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik olduğunu ancak bu eşitsizliğin biyolojik faktörlerden kaynaklanmadığını söyler. Çünkü cinsiyet rolleri tarih boyunca süregelmiş kültürel birer kurgudur. İki ciltten oluşan bu eser aynı zamanda Judith Butler ve Betty Friedan için de bir kaynak olmuştur. 

feminist felsefenin kaynak kitaplarından biri olan ikinci cinsiyet

Ayrıca; Kaygı Sineması: Endişe ve Öfkeyle Yoğrulmuş 7 Film