Odysseus ve onun eve dönüş yolculuğu; sanatı, kültürü, kısacası dünyayı oldukça derinden etkilemiş bir mitostur. Odysseus’un yolculuk hikayesinin anlatıldığı Odysseia modern sanatın birçok kolunda takdir edilen ve hala esinlenilen bir şaheserdir. Sahi kimdir bu Odysseus? Yaptığı yolcuğun önemi nedir? Savaştan sonra eve dönmek isterken neler gelmiştir başına? Herkesin bildiği bu kahramanın ve yaptığı yolculuğun zihinlerdeki detayları genellikle hep eksiktir. Sizin için bu meşhur yolculuk destanını 3 parçaya bölüp anlatacağız. Ve Odysseus’un evine geri dönerken uğradığı ve uğramak zorunda kaldığı bütün durakları ele alacağız. Bu sayede siz de bu serimizin sorunda kahraman Odysseus’un destanda başından geçen her şeyi öğrenip, modern sanatın birçok kolunda etkisi olan bu hikayeye vâkıf olacaksınız.

Bu uzun ve gerçeküstü seyahati, eğlenceli ve algılaması daha kolay bir hale getirebilmek için, sizlere bir yol haritası da tasarladık. Yazıyı okurken bir yandan da bu infografiğe bakarsanız, durakların yaklaşık coğrafi konumları hakkında daha net bir fikriniz olabilir. Bu yazımızda ilk 4 durağı ele alacağız.

Homeros’un Odysseus’un eve dönüş hikayesini anlattığı Odysseia adlı destanı, Troya savaşını anlattığı İlyada (İlias) destanından sonra hikayenin devamı niteliğinde bir eserdir. Destanda Odysseus (Ὀδυσσεύς); İthaka Adası’nın kralı Laertes ile Antikleia’nın oğlu, Penelope’nin eşi ve Telemakhos’un babası olarak karşımıza çıkar. Amacı Troia Savaşı’nın sonunda yanındaki silahlı arkadaşları ile beraber vatanı olan Ithake’ye (Ιθάκη) dönmektir. Fakat işler karışır, tanrılar kızar, kader ağlarını örer. Bu eve dönüş yolculuğu da, on yıl kadar sürecek doğaüstü bir maceraya dönüşür.

Maceraya başlamadan önce, başta Odysseus’un kim olduğundan bahsedelim derim.

Odysseus kimdir?

Odysseus genellikle zeki, kurnaz, çok seyahat eden ideal bir insanın arketipi olarak karşımıza çıkar. Üzerinde ağırlıklı olarak kahraman ve kaşif arketipleri görülür. Ama bazen bu durum farklılaşır. Zaman zaman güvenilmez, hilebaz, düzenbaz yüzleriyle de karşımıza çıkar. Erdemli bir kahraman mıdır, hilebaz bir yalancı mıdır? Bunun kararını serimizin sonunda siz verin.

Klasik tragedyada daha çok kurnaz ve fırsatçı bir karakter çizilen Odysseus; genel olarak bütün dönemler boyunca “arama”, “öğrenme” ve “keşfetme”nin sembolü haline gelmiştir.

Coğrafyacı Eratosthenes Homeros’un Odysseia’da sözünü ettiği lokasyonların tamamının hayal ürünü olduklarını ima ederek, “rüzgâr çuvalı diken bir terzi çırağı bulursanız, Odysseus’un yolculuk duraklarını da bulursunuz.” diye belirtmiştir.

Odysseus
Odysseus heykeli

Odysseus’un evine dönüş yolculuğundaki duraklardan bazıları (Troya, İsmaros vb.) coğrafi gerçeklere uygundur. Fakat bu kesinliği taşımayan rotalar da vardır. Kesinliği belli olmayan bu lokasyonlarla ilgili günümüzde hala bir sürü teori vardır. Biz bu yazımızda en genel kabulleri ele alarak, muallakta olan bu durakları da temsili bir harita üzerinde sizler için belirttik.

1. Durak Troya (Τροία)

Troya, günümüzde Çanakkale ilinde, Hisarlık olarak adlandırılan arkeolojik bölgede yer alır. Savaş için Akhalı Krallar, komutanlar, askerler ve dolayısıyla Odysseus Troya’ya gelmişlerdi.

Troya Savaşının kazanılmasının ardından kent yağmalanmıştır. Daha sonra ise askerlerin evlerine dönüş süreci başlamıştı. Odysseia destanı da zaten bu noktada başlar. Odysseus bu savaşın ardından, önce Menelaos ile birlikte eve dönüş yolculuğuna çıkar. Fakat daha sonra Athena’nın öfkesinin dindirilmesi için yüz kurban kesip ondan sonra Troya’dan ayrılmayı isteyen Agamemnon için yoldan geri döner. (Belki de hiç geri dönmemeliydi)

2. Durak İsmaros (Ἴσμαρος) ve Kikonlar

Troya’dan sonra ilk durak Kikonların yaşadığı İsmaros kentidir. Bu bölge bugünkü Dedeağaç’tır.

Akhalar bu Trakya kentine gelip, burayı da yağmalamıştır. Aldıkları değerli eşyalardan sonra Odysseus’un ‘gidelim’ emrine karşılık, adamlar oyalanmaya devam etmiştir. Bu dikkat dağınıklığının da etkisiyle, dağlardan inen atlı Kikonların saldırısına uğrayıp, altı kişiyi bu saldırı sırasında kaybederler. Zor bela oradan kaçarlar.

Odysseus buradan yedi külçe altın, bir gümüş tas ve bolca İsmaros şarabı almıştır.

Elbette yanlarında aldıkları bu değerli şarabın çoğunu, ileride karşılaşacakları Tepegöz Polyphemos’u uyutmak için kullanacaklarından bir haberdir.

3. Durak Lotophagoi (λωτοφάγοι), Lotosyiyenler ülkesi

Lotosyiyenler ülkesi birkaç istisna dışında genellikle her kaynakta Kuzey Afrika kıyılarına konumlandırılmaktadır.

İsmaros’tan kaçan Odysseus ve adamları akıntı ve rüzgâr sonucu yanlış bir yöne sürüklenmişlerdir. Dokuz gün boyunca rüzgârlarla savrulup sonunda Afrika kıyılarına, Lotophagoi’a gelmişlerdir. Yöre halkı Odysseus’un keşif için gönderdiği adamlarına lotos (=λωτός) ikram etmiştir. Lotos bitkisini yiyen adamlar vatanlarına olan özlemi, yuvalarına olan hasretlerini bütünüyle unutmuştur. Arkadaşları bir daha gemiye dönmeyince, Odysseus onları zorla gemiye getirip, zincirlemiştir. Ardından yolculuk tekrar başlamıştır.

Odysseus adamlarını zorla gemiye getirirken

Burada yenilen bitkinin ne olduğu hakkında bir çok teori vardır. Herkesçe net olan şey şudur ki, bu bölgede keşfedilen rahat ve gevşetici yaşamı görenler, dünya dertlerinden yüz çevirip, burayı bırakmak istememiştir.

4. Durak Sicilya ve Kykloplar

Lotosyiyenlerin ülkelerinden ayrılıp denize yelken açan Odysseus ve adamlarının bir sonraki lokasyonları belki de en meşhur olan duraklarıdır. Destanın bu kısmında artık Sicilya adasına, Kyklopların topraklarına varırlar.

Filo önce küçük ada dedikleri Kyklopların bölgelerine yakın bir yere çıkar. Burada yemekler yiyip eğlendikten sonra, Odysseus yanına oniki adamını da alıp Kyklopların yaşadığı karşı kıyıya geçer. Burada büyük bir mağaranın içi kuzu, süt, peynir gibi gıdalarla dolu olduğunu farkederler. Akşam olunca bir Kyklop olan Polyphemos mağaraya döner. Dönmekle kalmaz, hybrise kapılıp, misafirleri olan Odysseus ve arkadaşlarına olmadık eziyetler eder. Örneğin her öğün ikişer kere olmak üzere Odysseus’un altı adamını canlı canlı yer.

Odysseus ise kendini Polyphemos’a ‘hiçkimse’ olarak tanıtarak bir kurnazlık yapıp, onu İsmaros şarabı ile uyutmuş ve geri kalan adamlarıyla Kyklopun tek gözünü kör ederek oradan kaçmışlardır.

Kyklop Polyphemos

Polyphemos ise gözünü ‘hiçkimse’nin kör ettiğini söylediği arkadaşlarından yardım alamamış yakarışlarına cevap bulamamıştır. Destanın bu kısmı, Odysseus’un hilebaz ve kurnaz zekasını en net şekilde gördüğümüz kısımdır.

Gemilerine çıktıktan sonra Odysseus bağırarak adını Polphemos’a söylemiştir. Polyphemos da bir yandan gemiye büyük kayalar fırlatmış bir yandan da babası Poseidon’a ağlayarak Odysseus’u şikayet etmiştir.

Odysseus ve arkaşaları ise başlarına geleceklerinden habersiz, Poseidon’un engin denizlerine tekrar yelken açmışlardır.

İlk 4 durağımız böylece bitiyor. Bir sonraki yazımızda, Odysseus’un macerasına kaldığımız yerden devam etmek üzere… ἔρρωσο !


Kaynakça

ERHAT, Azra (1996), İşte İnsan, Adam Yayınları, İstanbul

ERHAT, Azra ( 2012), Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul

ESTİN, Colette- LAPORTE, Helene (2002), Yunan ve Roma Mitolojisi, Çev. Musa Eran, Tubitak Popüler Bilim Kitapları, İstanbul

HOMEROS (2014), Odysseia (çev. Azra Erhat, A. Kadir), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul

SEVİN, Veli (2013), Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Türk Tarih Kurumu, Ankara